HAYAT
12/9/2007 · Kategori: kendi yazilarim
12/9/2007 · Kategori: kendi yazilarim
12/9/2007 · Kategori: kendi yazilarim
12/9/2007 · Kategori: kendi yazilarim
12/9/2007 · Kategori: kendi yazilarim
Gözlerimi açıyorum...Güne, kendisini seyerederek başladığım yatağımın yanındaki duvarda senin hayalin...Gülümsüyorsun, ben de gülümsüyorum sana ve kalkıyorum yataktan. "Şu sersemliği üzerimden atayım." deyip banyoya giriyorum. Musluğu açıp, buz gibi suyu defalarca yüzüme çarpıyorum. Sonra kafamı kaldırıyorum; aynada sen! Yine gülümsüyorsun. Şaşkın şaşkın oturma odasına geçiyorum. Televizyonu açıyorum. Elimde kumanda, gözlerim televizyonda, kalbim senin yanında, aklım karmakarışık, geziyorum kanallarda. Zevk vermiyor görüntüler, gözlerim seni arıyor. Mutfağa geçiyorum, kahvaltı yapıyorum. Bir bardak çay da senin için her zaman hazır masamda. Gelip içmeni bekliyorum, ama nafile..Sen hiç gelmiyorsun. Arasıra soğudu diye değiştiriyorum çayını. Anla işte, umrumdasın, hep aklımdasın. Kahvaltıdan sonra bulaşıktı derken herşey bitiyor, ben dolaşmaya çıkıyorum. Hayalin yine yanımda bitiveriyor. Sen yoksun, evet, ama hayalin beni hiç yalnız bırakmıyor. Elimi tutuyorsun, öylece dolaşıyoruz. Bizim evin yakınındaki çay bahçesine götürüyorum seni. Ben sevmem şatafatlı yerleri, mütevazı olacak. Aynı bu çay bahçesi gibi. İki çay ısmarlıyorum.Seninle beraber en çok sımsıcak çay içmeyi seviyorum ince belli bardakta. Sen yine çayını soğutup beni gerçek dünyaya döndürüyorsun. Somurtuyorum yine. Sensiz günler geçmek bilmiyor. Ayları eritip, elimde sensiz geçeceğini bildiğim haftalarla ben, sana geliyorum. Akreple, yelkovanla yarışıyorum. Hep sana koşuyorum..Sonra yine gerçek..Zaman yalnızca sensizken yavaş, onun dışında hep su gibi akıp gidiyor.
12/9/2007 · Kategori: kendi yazilarim
21 dakika önce yeni bir gün başladı. Ben yine yazıyorum. İçimden gelenleri, kalbimden geçenleri, beynimin içinde parandeler atan düşüncelerimi...En çok da seni yazıyorum; duvarlara, kâğıtlara, bulutlara...Sen bilmezsin ama ben resim de yaparım arasıra. Hayaller çizerim, yüreklerden taşan hayaller...Umutlar çizerim, kimi zaman ayan beyan, kimi zaman gizli saklı. Kimi zaman rengarenktir resimlerim, kimi zamansa kapkara. Kimilerine bakanlar hep aynı şeyi görürler resimlerimde; kimi resimlerimdense herkes farklı hülyalara doğru yolculuğa çıkar. Her çizdiğimi herkes görür de bir seni çizdiğimde yalnız ben görürüm. Seni bir ben izlerim tuvalimde. Utangaç gözlerini yakalamaya çalışır gözlerim. Tam da sobelemişken, kaybolan benim gözbebeklerim olur utancından. Aşk bu işte birtanem, sevgi bu, özlem bu..Hep görmek isteyip, yolunu gözleyip; buluşunca bir türlü seyredememek o kahverengi gözlerini...Doya doya bir türlü izleyememek...O kahvenin sıcaklığında eritememek hasretini..Ve mahşere bırakmak o zevki..Orda doyasıya izleyebileceğim umuduyla gözlerini; doyasıya tutabileceğim umuduyla ellerini, mahşere bırakmak VUSLATı..En çok seven, en fazla özleyen olmak..Her an ölüp ölüp dirilen olmak ama yine de bu sevdanın ateşinde yanmak..Orda buluşabilmenin kefareti olarak, burda uzaklardan, çok uzaklardan sevmek gözlerini; bir müddet belki duyamamak ruhuma huzur veren sesini...Tutamamak ellerini, seninle beraber yıldızları seyredememenin acısını çekişimi, hepsini ama hepsini küçücük kalbime gömmek ve üzerine yalnızca O'nun izniyle açılabilecek mührü vurmak belki aşkın tarifi...
12.09.07_00:21_LİSELİ
9/6/2007 · Kategori: kendi yazilarim
Hani derler ya,
"Herşeyin bittiği, tam da umudunuzu yitirdiğiniz anda; birşey olur, biri gelir", .. Siz de güya yeniden doğarsınız.. Acaba hayat günün birinde bu kadar toz pembe olacak mı? Herkesin payına bir umut ışığı düşüyor mu bu hayatta? Her kalbin derdine derman bir pas sökücü üretilmiş mi? Acaba gerçekten her kalbin bir anahtarı var mı?..
"Var." diyorlar. Vardır kesin. Vardır ama, ya anahtar deliği olmayan kalpler.. Onları kim açar acaba? Hangi çilingir bu kadar başarılıdır hayatta? Hayatta birçok kızın beyaz atlı prensi vardır ya, her beyza atlı, bir çilinigr olmayı becerebilir mi? Becermeli, zira hiçbirimiz Rapunzelinkiler kadar uzun ve güçlü saçlara sahip değiliz.,
Beceremezde, kurtaramazsa?!?!?!
İhtimaller denizi bu dünya. Hepsini düşünmek zorundasın. Bu durumda nasıl umutsuz olamazsın?
Hayatın herkese güldüğüne inanmak ne güç iş..
"Silkin ve kendine gel!"
"Titre ve kendine gel!"
Her beyaz atlı, bunları söyleyip seni kendine getirebilir mi? Getiremez. Demek ki kurtarıcı bir beyaz atlı değil!
Bizi kim kurtaracak?
Betül ÜN
9/6/2007 · Kategori: kendi yazilarim
Belki de en büyük sebebi korkudur bu davranışlarımızın. "Ya beni anlamazsa" veya "Ya yanlış anlarsa". Hep bu yüzden durdururuz kelimelerimizin isyanını. Bu yüzden kalbimizden zar zor ayrılan sözlerimizin yolunu keseriz: "Üzgünüm, çıkmaz sokaktasın" der gibi. Ya da sonsuz bir yolculuk gibi olur hislerin karşı tarafa ulaşma süreci. Bir süre sonra, sonunu göremediğin bu yolda oturur beklersin. "Yardım edin!" , "Ne yaptığımı, niçin yaptığımı bilmiyorum ama yardımınıza ihtiyacım var!" Tam o sırada gözyaşları koşar yardımınıza. Herhalde, size en çok vefa gösteren sadakatini bir an olsun esirgemeyen tek varlık gözyaşlarınızdır. Herkes bırakıp gider.. Yalnız kaldığınız zamanlarda veya kendinizi yalnız hissettiğiniz zamanlarda yoldaşınız duvarlar olur. Gözyaşlarıyla yıkarsınız boş odanızın boş duvarlarını. Su dökseniz gözyaşı akar, gözyaşları çağlar. Anlarsınız ki gözyaşlarından anıları çekip çıkarmak imkansız...
Kimileri vardır, iz bırakıp da giderler. Yalnızca bakakalırsınız gidenin ardından.. Ama umudunuz vardır her zaman.. Kimi zaman şarkılarla avunursunuz, sizinle dert ortağı olan kalplerden kopup gelen şarkılarla. Kimi zaman da şiirler eşlik eder yalnızlığınıza. Ama düşündüğünüzde, sizi en çok anlayanın, eskimiş günlüğünüz olduğunu farkedersiniz; gözyaşlarınızdan yüzündan okunmaz hale gelen yazılarınız, göünl çağlayanınıza akar, siz de beraberinde.. Ne kadar süreceğini asla tahmin bile edemeyeceğiniz bir yalnızlık vardır önünüzde. Yapabileceğininz tek şey düşünmektir. "Neden böyle oldu?" Biraz cesaret, biraz acele tüm bunları engelleyebilir miydi? O karanlıktan kurtulup, bir ışık yakılamaz mıydı karanlığa? Çok mu zordu hayatın rotasını güzel olana çevirmek? İçinizden geçenleri karşıdakinin gözlerine bakarak, oradaki sıcaklığı hissederek anlatmak hiç mi mümkün olmadı?!..
"Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.."(*)
diyen şair hiç bu kadar haklı olmamıştı.
_B_T_L_
(*):Sevgilerde-Behçet NECATİGİL