HAYAT

12/9/2007 · Kategori: kendi yazilarim

Yaşamak...Ya da şöyle söyleyeyim; yaşadığını sanmak..Ve farkında olmadan, daha doğmadan ölmek...İşte çektiğin acıların sana yutturduğu yalanlar. Her acıda yüreğinden ufacık, minicik parçalar kopuyor. Tabii sen farkında değilsin. Zamanla yok oluyor yüreğin. Kalpsiz birinin gözü, ağzı, burnu olması bir işe yaramaz unutma. Duyguların yol oluyor. Nefret etiiğini sanıyorsun. Ama şunu bil! Nefret de bir duygudur. Aynı zebanilerin de emlek olması gibi. Acı verir ama hâlâ yaşadığının habercisidir. Sen ölmek istersin belki, ama yapamazsın da.. Geride birşeylerin kalacağını bilirsin çünkü. Onların yalnızca sana ait olmasını istersin. Onlar her ne kadar senden kaçsa da.."Büyüdükçe tüm oyunlardan uzaklaşıyorum." dersin ama kovalamacadan vazgeçemediğin apaçık ortadadır. Ve ebe hep sen olursun, çünkü kaçanları asla yaakalayamazsın. Yalnızca girşi olan biir labirentte bo oyunu oynamak daha da zordur, hele bir de sen girer girmez kapı kapanırsa, hele bir de aradığın dışardaysa..İşte zindan budur. Girersin, ölümün mahkumu olursun. Nihayet istediğin olur, kısa bir zaman içinde göçüp gidersin, ÖLÜRSÜN!....................2006_LİSELİ

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

ÖZEL DEFTER ARKA KAPAK

12/9/2007 · Kategori: kendi yazilarim

Tertemiz bir sayfaydı önce...Hepimiz birer renkli kalem olup doldurduk o sayfayı. Bir yıl boyunca ne yaşadıysak onu çizdik. Nadir de olsa yaşanan kötü olaylar vardı ya; işte bir onlar bir de zaman tıraş etti bizi. Yılın sonuna geldiğimizde hepimiz kısacık kalmıştık bu sayede. Ama kocaman kalplerimiz vardı bizim küçücük boylarımıza inat! Bir silgimiz vardı bizim; nerde hata yapsak silerdi. O yüzden şimdi yaptığımız hatalardan ziyade, işlediğimiz güzellikleri hatırlıyoruz. O'nun, Sevim Hoca'mızın, sayesinde...Bir de dolmakalemimiz vardı bizim; SEİFMATımız... Hepimiz silindik o sayfadan, bir O silinmedi...
                                                              07/02/2007_14:56_LİSELİ

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

SESSİZLİK

12/9/2007 · Kategori: kendi yazilarim

Sus! Sakın sesini çıkarma! Kimseye kendini anlatmak zorunda değilsin. Etrafta, senin kelimelerini duymaya hakkı olmayan o kadar insan varken, sen hakedenleri nasıl seçebilirsin?
İçinde kopan fırtınalardan kimsenin haberi yok değil mi? Ama, sence de böylesi daha iyi değil mi? Bazen, sözler herşeyi ifade etmeye yetmeyebilir. Zaten işimizi gördüğü zamanlar çok değerlidir zira çok nadir yaşanır. Kelimeler, duyguları anlatmaya cüret edecek kadar cesur değildir, çünkü bu o kadar da kolay değildir. Bir tarafta yapılan işin hakkını vermek vardır, diğer yanda insanların iki kulağı arasındaki yolu kat edip, havaya karışmak...
Ve çok az kelime, bir duyguyu ifade etmeye yetecek kadar manidar olabilir.
İçindeki fırtınayı dışarı üflemek de senin elindedir; onu olduğu yere bastırmak da..Hangi durumda hangisinin daha mantıklı olacağını sen zaten bilirsin; ama herkes de bilir ki bazen duygular aklın ve mantığın önüne geçer. Senin yapman gereken, duygularına gerektiği yerde zincir vurmayı bilmektir. İçinde bastırman gerektiğinde sus! Kullandığın her kelime, aleyhine kullanılarak sana geri dönecekse sus! Kelimeler, görevlerini tam manasıyla ifa edemeyeceklerse sus! Senin içinden, yüreğinin derinlerinden gelen hislere tercüman olamayacaksa, bu hisleri SESSİZLİĞİN DİLİnden KALABALIKLAR LİSANIna tercüme edemeyecekse sus!
                                                                                           26.08.07_LİSELİ

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

..(yine)SeNLİ BiR GüNüM...

12/9/2007 · Kategori: kendi yazilarim

Gözlerimi açıyorum...Güne, kendisini seyerederek başladığım yatağımın yanındaki duvarda senin hayalin...Gülümsüyorsun, ben de gülümsüyorum sana ve kalkıyorum yataktan. "Şu sersemliği üzerimden atayım." deyip banyoya giriyorum. Musluğu açıp, buz gibi suyu defalarca yüzüme çarpıyorum. Sonra kafamı kaldırıyorum; aynada sen! Yine gülümsüyorsun. Şaşkın şaşkın oturma odasına geçiyorum. Televizyonu açıyorum. Elimde kumanda, gözlerim televizyonda, kalbim senin yanında, aklım karmakarışık, geziyorum kanallarda. Zevk vermiyor görüntüler, gözlerim seni arıyor. Mutfağa geçiyorum, kahvaltı yapıyorum. Bir bardak çay da senin için her zaman hazır masamda. Gelip içmeni bekliyorum, ama nafile..Sen hiç gelmiyorsun. Arasıra soğudu diye değiştiriyorum çayını. Anla işte, umrumdasın, hep aklımdasın. Kahvaltıdan sonra bulaşıktı derken herşey bitiyor, ben dolaşmaya çıkıyorum. Hayalin yine yanımda bitiveriyor. Sen yoksun, evet, ama hayalin beni hiç yalnız bırakmıyor. Elimi tutuyorsun, öylece dolaşıyoruz. Bizim evin yakınındaki çay bahçesine götürüyorum seni. Ben sevmem şatafatlı yerleri, mütevazı olacak. Aynı bu çay bahçesi gibi. İki çay ısmarlıyorum.Seninle beraber en çok sımsıcak çay içmeyi seviyorum ince belli bardakta. Sen yine çayını soğutup beni gerçek dünyaya döndürüyorsun. Somurtuyorum yine. Sensiz günler geçmek bilmiyor. Ayları eritip, elimde sensiz geçeceğini bildiğim haftalarla ben, sana geliyorum. Akreple, yelkovanla yarışıyorum. Hep sana koşuyorum..Sonra yine gerçek..Zaman yalnızca sensizken yavaş, onun dışında hep su gibi akıp gidiyor.

  Eve dönüyorum, beş karış suratla.en anahtarı cebimden çıkarmadan sen kapıyı açıp "hoşgeldin" diyorsun. Atlayıveriyorum boynuna. Sonra yine gerçek hayata dönüp anahtarımı aramaya devam ediyorum. Nihayetinde bulup kapıyı açıyorum, içeri giriyorum. "Bu kadar yeter" deyip azarlıyorum kendimi. "Şimdi soğuk bir duş alıp hayata tekrar başlayacaksın" diyorum ve duş alıyorum. Ama hayat yürümüyor işte 'demek'le. Devam etmek için bu tren, benim "Yürü!" dememi değil, gözlerimin gözlerinle; kalbimin kalbinle buluşmasını bekliyor. İşte o zaman hayata yeşil ışık yanıyor, hayat kaldığı yerden devam ediyor.
  "Az kaldı.." diyorum, "Sabret.."... Dayanmalısın. "Ona yakın olduğun zamanların değerini, en iyi ondan uzakken anlarsın." diyorum kendime. Aslında azimliyim ben alışmak için sensizliğe. Ama gel gör ki, dedikleri gibi, gönül ferman dinlemiyor. Yine özlüyor, hep özlüyor.
  Şimdi ben mürekkebime seni anlattırıyorum ya, en acısı da ne biliyor musun? Ben seni düşünüyorum; senin düşüncen meçhul! Ben seni özlüyorum; sen meçhul! Hayalin burda, sen çok uzakta. Belki uzakta ama aslında çok yakında. Bak tam şurda, kalbimin ortasında. Görüyor musun? Seni özlüyorum işte, anla. Dualarımda sen varsın daima. Ve hep sen olacaksın, karşılık bulana kadar bu sevda...
                                                             26.08.07_LİSELİ

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Sadece Bu Kadarını Yapabilirim Senin İçin

12/9/2007 · Kategori: kendi yazilarim

21 dakika önce yeni bir gün başladı. Ben yine yazıyorum. İçimden gelenleri, kalbimden geçenleri, beynimin içinde parandeler atan düşüncelerimi...En çok da seni yazıyorum; duvarlara, kâğıtlara, bulutlara...Sen bilmezsin ama ben resim de yaparım arasıra. Hayaller çizerim, yüreklerden taşan hayaller...Umutlar çizerim, kimi zaman ayan beyan, kimi zaman gizli saklı. Kimi zaman rengarenktir resimlerim, kimi zamansa kapkara. Kimilerine bakanlar hep aynı şeyi görürler resimlerimde; kimi resimlerimdense herkes farklı hülyalara doğru yolculuğa çıkar. Her çizdiğimi herkes görür de bir seni çizdiğimde yalnız ben görürüm. Seni bir ben izlerim tuvalimde. Utangaç gözlerini yakalamaya çalışır gözlerim. Tam da sobelemişken, kaybolan benim gözbebeklerim olur utancından. Aşk bu işte birtanem, sevgi bu, özlem bu..Hep görmek isteyip, yolunu gözleyip; buluşunca bir türlü seyredememek o kahverengi gözlerini...Doya doya bir türlü izleyememek...O kahvenin sıcaklığında eritememek hasretini..Ve mahşere bırakmak o zevki..Orda doyasıya izleyebileceğim umuduyla gözlerini; doyasıya tutabileceğim umuduyla ellerini, mahşere bırakmak VUSLATı..En çok seven, en fazla özleyen olmak..Her an ölüp ölüp dirilen olmak ama yine de bu sevdanın ateşinde yanmak..Orda buluşabilmenin kefareti olarak, burda uzaklardan, çok uzaklardan sevmek gözlerini; bir müddet belki duyamamak ruhuma huzur veren sesini...Tutamamak ellerini, seninle beraber yıldızları seyredememenin acısını çekişimi, hepsini ama hepsini küçücük kalbime gömmek ve üzerine yalnızca O'nun izniyle açılabilecek mührü vurmak belki aşkın tarifi...

                                                                 12.09.07_00:21_LİSELİ

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

YÜCE KURTARICI

9/6/2007 · Kategori: kendi yazilarim

Hani derler ya,

"Herşeyin bittiği, tam da umudunuzu yitirdiğiniz anda; birşey olur, biri gelir", .. Siz de güya yeniden doğarsınız.. Acaba hayat günün birinde bu kadar toz pembe olacak mı? Herkesin payına bir umut ışığı düşüyor mu bu hayatta? Her kalbin derdine derman bir pas sökücü üretilmiş mi? Acaba gerçekten her kalbin bir anahtarı var mı?..

"Var." diyorlar. Vardır kesin. Vardır ama, ya anahtar deliği olmayan kalpler.. Onları kim açar acaba? Hangi çilingir bu kadar başarılıdır hayatta? Hayatta birçok kızın beyaz atlı prensi vardır ya, her beyza atlı, bir çilinigr olmayı becerebilir mi? Becermeli, zira hiçbirimiz Rapunzelinkiler kadar uzun ve güçlü saçlara sahip değiliz.,

Beceremezde, kurtaramazsa?!?!?!

İhtimaller denizi bu dünya. Hepsini düşünmek zorundasın. Bu durumda nasıl umutsuz olamazsın?

Hayatın herkese güldüğüne inanmak ne güç iş..

"Silkin ve kendine gel!"

"Titre ve kendine gel!"

Her beyaz atlı, bunları söyleyip seni kendine getirebilir mi? Getiremez. Demek ki kurtarıcı bir beyaz atlı değil!

Bizi kim kurtaracak?

Betül ÜN

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

SUSKUN BAKIŞLAR

9/6/2007 · Kategori: kendi yazilarim

   Belki de en büyük sebebi korkudur bu davranışlarımızın. "Ya beni anlamazsa" veya "Ya yanlış anlarsa". Hep bu yüzden durdururuz kelimelerimizin isyanını. Bu yüzden kalbimizden zar zor ayrılan sözlerimizin yolunu keseriz: "Üzgünüm, çıkmaz sokaktasın" der gibi. Ya da sonsuz bir yolculuk gibi olur hislerin karşı tarafa ulaşma süreci. Bir süre sonra, sonunu göremediğin bu yolda oturur beklersin. "Yardım edin!" , "Ne yaptığımı, niçin yaptığımı bilmiyorum ama yardımınıza ihtiyacım var!" Tam o sırada gözyaşları koşar yardımınıza. Herhalde, size en çok vefa gösteren sadakatini bir an olsun esirgemeyen tek varlık gözyaşlarınızdır. Herkes bırakıp gider.. Yalnız kaldığınız zamanlarda veya kendinizi yalnız hissettiğiniz zamanlarda yoldaşınız duvarlar olur. Gözyaşlarıyla yıkarsınız boş odanızın boş duvarlarını. Su dökseniz gözyaşı akar, gözyaşları çağlar. Anlarsınız ki gözyaşlarından anıları çekip çıkarmak imkansız...

   Kimileri vardır, iz bırakıp da giderler. Yalnızca bakakalırsınız gidenin ardından.. Ama umudunuz vardır her zaman.. Kimi zaman şarkılarla avunursunuz, sizinle dert ortağı olan kalplerden kopup gelen şarkılarla. Kimi zaman da şiirler eşlik eder yalnızlığınıza. Ama düşündüğünüzde, sizi en çok anlayanın, eskimiş günlüğünüz olduğunu farkedersiniz; gözyaşlarınızdan yüzündan okunmaz hale gelen yazılarınız, göünl çağlayanınıza akar, siz de beraberinde.. Ne kadar süreceğini asla tahmin bile edemeyeceğiniz bir yalnızlık vardır önünüzde. Yapabileceğininz tek şey düşünmektir. "Neden böyle oldu?" Biraz cesaret, biraz acele tüm bunları engelleyebilir miydi? O karanlıktan kurtulup, bir ışık yakılamaz mıydı karanlığa? Çok mu zordu hayatın rotasını güzel olana çevirmek? İçinizden geçenleri karşıdakinin gözlerine bakarak, oradaki sıcaklığı hissederek anlatmak hiç mi mümkün olmadı?!..

"Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi

 Kalbinizi dolduran duygular

 Kalbinizde kaldı.."(*)

diyen şair hiç bu kadar haklı olmamıştı.

                                            _B_T_L_

(*):Sevgilerde-Behçet NECATİGİL

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!