‘Vay Canına!’ Dedirtebilmenin Formülü mü? Vay Canına
2/8/2007 · Kategori: Nurettin Ozdogan
“Henüz 19 ve 21 yaşlarında olmalarına rağmen doktora sahibi olan iki Rus asıllı kız kardeş, eylül ayında “asistan profesör” unvanıyla ABD’nin Rochester Üniversitesi’nde finans dersleri vermeye başlayacak.
Ders vereceği öğrencilerin yarısı kendilerinden daha yaşlı olacak.” Geçen hafta bu haberi okuyunca ben de sizler gibi içimden “Vay canına!” demiştim. Dahası, liseyi 11-12 yaşında, üniversite lisansını ise 13-14 yaşında bitiren Angela ve kardeşi Diana Kniazeva kendilerini deha olarak görmüyorlarmış! “Deha mısınız?” diye soranlara; “Deha demek doğru olmaz, şanslıydık ki bize önemli fırsatlar tanındı.” şeklinde bir cevap veriyorlarmış. Alkışlıyoruz…
“Haydi, millet hazırlanın, hepimiz 19 yaşında profesör oluyoruz” kontenjanından bir yazı yazmak isterdim. Fakat… Korkmayın, konumuz bu değil. Gördüğünüz gibi insanlara “Vay canına!” dedirtebilmenin bir yolu da genç yaşta önemli şeylere imza atmak. Biliyorum, içimizden bazı arkadaşlar şöyle diyecektir: “İyi, güzel, hoş diyorsun da birinci önceliği (!) bilim ve teknoloji olmayan bir üniversitede nasıl önemli şeylere imza atalım? Peki, büyüklerimizin bize; ‘Sen tecrübesizsin, küçüksün, yaşın kaç daha, dünkü çocuksun’ gibi söylemleriyle bizleri frenlemelerine ne demeli! Bu şartlarda sorarım sana; nasıl genç yaşta önemli şeylere imza atalım?” Haklısınız! Tabii ki önümüzde bazı engeller var. Ancak… Bu engelleri biraz da olsa aşmak bizlerin elinde, arkadaşlar. Nasıl mı? Daha çok çalışarak, çabalayarak, araştırarak, katılımcı olarak, yavaş yavaş bir şeyler elde ederek, ‘akıl yaşta değil baştadır’ dedirterek… Saygı çerçevesinde büyüklerimizi inandırmanın yollarını bulmalıyız. İşte o zaman “Vay canına!” dedirtebilmenin önünü açabiliriz, açmalıyız da...
Not: Erinmedim, üşenmedim meraklı kimliğimle bu profesör kız kardeşlere bir tebrik e-postası gönderdim. “Ben de sizler gibi deha değilim.” başlığı altında kendilerine tanınan bu fırsatların ne olduğunu sordum. (Hatta biraz daha abartarak telesekreterlerine mesaj bıraktım, ancak sanırım tatile çıkmışlar.) Cevap geldiğinde sizlerle de paylaşacağım. n.ozdogan@zaman.com.tr
AH ŞU SINAV REÇETELERİ…
Ah şu sınav reçeteleri... Sınava haftalar kala özellikle gazetelerde, televizyonlarda çok rastlarız; uzmanlardan sınav reçeteleri, tüyoları ya da artık başka yeni ne ad konulduysa. Sınava hazırlandığım yıllarda hangi birini uygulayacağım diye şaşıp kalırdım. “Sınava 1 ay kala yağlı yiyeceklerden uzak durun!” tavsiyesine harfiyen uymuştum. Sınav sabahına kadar annemin kahvaltıda hazırladığı, bayıldığım o patates kızartmalarına dokunamamanın acısı hâlâ hafızamda. Psikolog, rehber öğretmen, beslenme uzmanı, ÖSS Türkiye şampiyonu... Bunlardan hiçbiri değilim. Ancak... Gariptir, kendimi sizlere borçlu hissettim. Ve kendime dedim ki; sen de eski günlerin hatırına şöyle alışılmamış bir sınav reçetesi döktürüver. Ve bir de baktım ki şöyle asortik bir şey ortaya çıkmış…
Bu sene sınavı TÜBİTAK, NASA, yok yok Tokyo Yüksek Teknoloji Enstitüsü hazırlayacakmış. Yandık, bittik, duman olduk... Her sene bu efsane dolaşır, durur. Ama şunu bilmelisiniz; sorular herkese aynı, ne kadar zor olursa olsun tek sana zor değil ki, herkese zor.
“Denemelerde kaç yapıyorsun?” gibi stresli bir soruya; “Şehir içi 50, otobanda 120 yapıyorum.” diye cevap vererek stres atabilirsiniz. Ve bu muhabbetten hemen sonra bir deneme sınavı çözmeye konsantre olabilirsiniz.
Her çözdüğünüz deneme sonrası, yapamadığınız soruları analiz ederek eksikliklerinizi kapatabilirsiniz. Ardından hep beraber “Oldu da bitti maşallah!” şarkısını söyleyebilirsiniz.
“Sınava kadar düzenli bir hayat şart!” sloganı favorimdir. Yani… Bir gün sırada, bir gün battaniyenin altında ders çalışmak olmamalı. Bir gün gece 23.00’te yatmak, ertesi gün sırf TV’de Çiçek Abbas filmi var diye gece 01.00’de yatmak mantık dışıdır.
HAFTANIN SORUSU
Soru: Bu yıl okulu kazasız belasız atlattım sayılır. Maalesef yaz stajı bulamadım kendime. Koca yaz tatilinde boş boş gezmek de istemiyorum. Sizce yazı nasıl iyi değerlendirebilirim?
Cevap: İnan bunun alternatifi o kadar fazla ki... Yeter ki dediğin gibi yazı bomboş geçirmemekle kararlı olalım. Yazın yabancı dil öğrenmek son derece akıllılıktır. Çünkü... Başka bir zaman istesek de yabancı dil öğrenmek için fırsat olmayabilir. İkinci bir alternatif olarak, kendi okuduğunuz bölümle alakası olması şart değil, herhangi bir yerde part-time (yarı zamanlı ya da dönemsel) çalışarak bu yaz tatilini iyi bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Emin olun, size çok şey katacaktır.
| Sayı: | 26 |
| Bölüm: | Yazarlar |
http://genclik.zaman.com.tr/?bl=14&hn=520