Ramazan
16/9/2007
Ümmet-i Muhammed'in Ramazan ayı mübarek olsun..Allah cümlemize bu değerli vakti hakkıyla değerlendirmek nasip etsin. Oruçlarımızla, teravihlerimizle evlerimizi, sokaklarımızı, camilerimizi en önemlisi de kalplerimizi nurlandıralım inşallah..
Yorum (42) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yassıada..
16/9/2007
27 Mayıs..Halkın seçtiği temsilcilerin idamı..Yargısız infaz..Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan...Soğukkanlılıkla ölüme gidiş...
16 Eylül 1961: Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun idamı
17 Eylül 1961: Adnan Menderes'in idamı
Bu üç mazlum her zaman sevgiyle yâd edilecek ama ihtilali yapıp idama karar verenleri ne bu millet ne de tarih asla affetmeyecek...
Allah'ın rahmeti üzerlerine olsun...
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Titre ve Kendine Gel..Babam Çatlı isimli kitaptan alınmıştır..
14/9/2007 -Kategori: kitap
Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık, unutmak olsun... Bağışla ve unut... Ama kimseye teslim olma...
İçten ol, telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.
Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkar. Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen... Hayattaki dayanağın odur.. Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olamazsın. İşini öyle seveceksin ki başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.
Olduğun gibi görün... Ve göründüğün gibi ol... Sevmediğin zaman sever gibi yapma... Çevrene önerilerde bulun, ama hükmetme... İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri kumsaldaki kum tanecikleri bile değildir.
Aşka burun kıvırma... O çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir... O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.
Kaybetmeyi ahlâksız kazanca tercih et... Birincisinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Çünkü bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.
Yılları geçmesine öfkelenme. Gençliğine yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme.
Rüzgârın yönünü değiştiremiyorsan, yelkenleri rüzgâra göre ayarla... Çünkü dünya karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir.
Arasıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki evreni yargılamak imkânsızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken kendi kendinle barış içinde ol.
Doğduğun zamanları hatırlar mısın?.. Sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu... Bu nedenle öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın sen öldüğünde...
Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Eninde sonunda bütün servetin sensin. Gözünle değil kalbinle görmeye çalış ki bütün pisliği ve kalleşliğine rağmen, dünya insanoğlunun biricik güzel mekânıdır...
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Lise Fotoğrafı_Uğur Arslan
14/9/2007 -Kategori: siir
Ön sıradaki kısa boylu çocuk
Gözlüğünün camı en kalın olan
KRAVATINDA AYRAN LEKESİ VE CEKETİNİN KOLLARINDA TEBEŞİR TOZU HER DAİM BULUNAN
En önde harflerin ve kalplerin kazınmadığı
Ve aşkların uğramadığı sıralarda oturan
Düşük omuzlu, ürkek ve hüzünlü bakan
Parmağı kalkmayan
Ve derslerde soracak hiçbir sorusu olmayan suskun çocuk...
Sevgiyi bilen sevdayı bilmeyen
Aşkı bilip bilmediğini belli etmeyen
En arka sıralardaki yaşça büyük ve uzun boylu kızların neredeyse kucağına alıp sevdiği
Yan sırada oturan güzel gözlü sarışın kızın bir türlü yüz vermediği
Başı önde yere bakan
Ve sadece kendi yüreğini yakan çocuk...
Matematikten zayıf alan
Çünkü en güzel şiirlerini matematik dersinde yazan
Ama o şiirleri bir türlü yan sıraya uzatamayan garip çocuk...
Belki bir gün arslanlar gibi karşısına çıkıp konuşacak
Ve ona yazdığı bütün şiirleri okuyacak
Belki bir gün derslerdeki en hararetli tartışmalarda onun da söyleyecek birkaç sözü olacak,
Oturup çalışacak
Teşekkür, hatta
Takdir alacak,
Sınıf başkanı olacak
Ve yoklama yaparken sıra o kızın ismine geldiğinde
O ismi herkesten güzel okuyacak;
Okurken gözlerine bakacak...
Bütün bunların hayalini kuran
Ve bu hayalleri kurarken tarih öğretmeninin sorusuna ansızın yakalanan
Sonra susan, yanakları kızaran, hiç bir şey konuşamayan
Ve dersi dinlemediği için azar işitirken
Ya sıraya dönüp bakamayan tembel çocuk...
Biliyor musun bu dünya ona da kalmayacak
KİMSE ÖMRÜNÜN SONUNA DEK MEZUNİYET FOTOĞRAFINDAKİ KADAR GÜZEL OLMAYACAK...
Önce alnında kırışıklıklar
Ve o güzelim sarı saçlar beyaza duracak
Ve onun için
Yan sırada oturan suskun ve tembel çocuk
Eski ve siyah-beyaz bir lise fotoğrafının en arka köşesinde
Sadece kafasını gösterebilmiş
Kalın gözlüklü ve hüzünlü bakan
Bir çift göz olacak...
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Sergüzeşt'ten alıntıdır..
14/9/2007 -Kategori: kitap
Orda geçti benim güzel günlerim
O demleri anıp şimdi inlerim;
Destan-ı ömrümü okur, dinlerim;
İçimde oralı bir bülbül vardır...
Uçun kuşlar, uçun, burda vefa yok;
Öyle akarsular, öyle hava yok;
Feryadıma karşı aks-i seda yok;
Bu yangın yerinde soğuk kül vardır...
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Neyim Var Ki.._Ceza
14/9/2007 -Kategori: Sarki Sozleri
Bir bahçemiz var;
Bir taraf çiçekli, bir tarafsa çöl.
Bir tarafta gökkuşağı, öbür tarafsa çöl.
Sınırda kalmışlardanız biz.
Hep sınıfta kalmışlardan çok uzaktayız;
Sıkıntı çekmişlere yakın bir yerde.
Çölde kazanılan zaferler;
Hepsi kanla yazılır.
Ahmak olmasaydın insan;
Tüm zaferler dostça kazanılırdı.
Her gün doğumundan gün batımına,
Her geceden gündüze işlenen bir suç var.
Her bir yerde bahçemiz var
Cümle derde ol deva diye dua ederdi günde bin defa
Fayda yok! Bu çok fena...
Çare yok! Bu bir bela...
Sanki yoktu baŞta...
Hepsi kalsın...
Alemimde Sagopa ve Ceza,
Rap için bir pranga...
İlham perilerim,
Yorgun ellerim
Ve miskin armağan düşüncemin
Yanında bir emanetim bu bedene.
(zor)
Yıllarım bir yetki verdi;
Etki tepki oldu.
Kendimin hudutlarında bir çiçektim, mordum.
Onca tarla doldum.
Bir şafaktim;
Askerin duvarda yırttığı bir takvim yaprağında.
Geri kalan umut rakamlar oldum.
İstediğim yerdeyim.
1-2 dakika verin bu adama konuşamaz.
Dilim tutuldu.
Fincan kahvem hatrına saydım
Bir yudumluk aşkım deli sarhoş
Komplo orduların gardiyanları
Neyim var ki raptan gari?
Fincan kahvem hatrına saydım
Bir yudumluk aşkım deli sarhoş
Komplo orduların gardiyanları
Neyim var ki raptan gari?
Akar sular bu bahçelerde.
Kurtulur zebanilerden.
Akmayan suyu bile çölde
Çesmeler var her bir yerde; bul!
Olmaya çalış bir kul!
İstediğimiz yekte sulh!
Olmasın altımda çul!
Olmasın param ve pul!
Genede gül bir kez be!
Bir kere gül be!
Senede bir de olsa,
Gül bu çölde yeşerir elbet.
Savaş biter ve biz de
Sınırın ortasında kaybolup gider de
Sözlerimizi ve rapimizi
Miras bırakırız yeter!
Ey rapin sebepsiz anlamı!
Damarlarımda gezinedur.
Şakaklarimda kan birikmiş,
Ben bir cümlelik bir nokta değilim!
Şiirlerimle gömülecek adım
Satırlarimda geçmişin,
Tokat izleri...
(Ceza - anlat)
Ellerimde karakalem,
Kara gözüm seyirde.
Yollarımda yolunu gözlediğim bir yolcuyum.
Mağlubum...
Yaradan Allah'ım! Gençliğime mahcubum
Oyuncak bir tabanca elime hakim oldu,
Çok alıştım...
Ben bugünde yaşıyorum;
Yarında meçhulüm.
Bin yasak ve bin cezayla ilelebet mi yaşıyorum?
Bir bal olsam, damlasam.
Bu yeryüzünde bir kalbim, nefretim
Ve var olan bin cezam...
Fincan kahvem hatrına saydım
Bir yudumluk aşkım deli sarhoş
Komplo orduların gardiyanları
Neyim var ki raptan gari?
Fincan kahvem hatrına saydım
Bir yudumluk aşkım deli sarhoş
Komplo orduların gardiyanları
Neyim var ki raptan gari?
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Sultaniyegâh Sirto_Uğur Arslan
14/9/2007 -Kategori: siir
Hayatın merdivenleri yüksek ve dardı çoğu zaman,
Kendinizi her salışınızda biraz daha aşağı iner ve dibe hızla yaklaşırdınız.
İnmek çıkmaktan daha kolay olurdu,
Tıpkı yaşlanmanın genç kalmaktan daha kolay olduğu gibi...
Belki de hayat, merdiven inmekten ve merdiven çıkmaktan ibaretti,
Bir yaşa kadar büyük bir yaşam savaşıyla çıktığınız merdivenler, bir yaştan sonra iniş oluverir,
Ve sizi ömrün bittiği yere yönlendirirdi.
Bir sürü sorun çıkardı hayatın son basamaklarında,
Hastalık, dert, tasa hepsi bir olup üstünüze çöker,
Ve ağır işiten kulaklarınızda çınlayan tek şey aheste bir kemancının çaldığı sultanîyegâh sirto olurdu...
Sona yaklaştıkça insan şu sözün doğruluğuna inanırdı:
"Ölümün bile güzeli vardı."
Ecel geldiğinde sorsa, dese ki ölümlerden ölüm beğen kendine,
Ve seçme şansımız olsa, ne isterdik acaba?
Vakit dardı;
Ve aslında ölümün bile güzeli vardı...
Son nefeste yanında olmak istediğimiz belki ana, belki evlât, belki de yârdı.
Daha yapacağın çok şey vardı belki yarın,
Ama her şey buraya kadardı,
Ve ömür denilen şey deli gönüle dardı.
Seçme şansımız olsa seçerdik elbet,
Çünkü ölümün bile güzeli vardı...
Son basamaklarıydı bunlar artık hayatın,
Aynaya her bakışta bir yaş daha yaşlanırdın.
Azrail'le pazarlık zordu,
Deli gençliğin hayali gözlerinin önünde dururdu...
Ve ağır işiten kulaklarında çınlayan tek şey aheste bir kemancının çaldığı sultanîyegâh sirto olurdu...
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Karamanoğlu Mehmet Bey_Alev ALATLI
14/9/2007 -Kategori: siir
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı:
"Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste, meydanda
Türkçe'den başka dil konuşulmaya" diye
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını;
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri
Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım, merak ettim;
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere.
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey,
Hanımağanın firstlady olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkânın store, bakkalın market, torbanın poşet,
Mağazanın süper, hiper, gross market,
ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?
İlan tahtasının billboard, sayı tablosunun skorboard,
Bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon,
Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı beldelerin girişinde "Welcome", çıkışında "Goodbye",
Okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın bodyguard,
sanat ve meslek pirlerinin duayen,
İtibârın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?
Seki'nin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniz var mı?
İş hanımızı plaza, center room, show room,
Büyük şehirlerimizi mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fastfood,
Yemek çeşitlerimizin mönü,
Hesabını adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?
Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör,, eşkıyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmaya sponsorluk diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını airbag,
Oluru, pekâlâyı okey diye konuşanınız var mı?
Çarpıcı, önemli haberler flash haber,
Yaşa, var ol sevinçleri, oley oley,
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?
Vırvırık Dağı'nın tepesindeki köyde,
Cafe Show levhasının altında,
Acının da acısı nescaaafe içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
Özün el diline özendiğine içi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik,
Türkçe'miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı...
Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
BAYTAR_Sagopa Kajmer
14/9/2007 -Kategori: Sarki Sozleri
Bu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibi
Sözler bazen bir hazine bazen dermansız bir dert tipi
Geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz
Gelmemiş yarından hep mi şikâyetçiyiz biz
Aklımın ipinin ucu da kaçmış, timsah katreleri boşalsın
Bir iki damla hiç değersiz
Hüzün ve kaderin pençesinde bir dev nam-ı-değersiz
Gece-gündüz ömürden yontar dünya dönmez yarensiz
Bugün ömrün yarım gün, serbest kalsın fikrim
Senin tozlarını silemez tenimden ellerim
Varlık ruhu terk eder gözüm gözünden ayrılınca
Bendeki aşk altın misali ağırlığınca
Sensiz benlik yokluk demek kalbim sana emekçi
Aşk denen illet çorak arazide tilki misal kurnaz bekçi
Başım sarkıt bir mahalsiz cümle yolumun önüne taş
Dudakların (?) halden çakır keyif dertdaş
Gören der ki sel ağzına bina yapmak aptal işi
Yel eserse kırmaz dişimi, kalp bir körse görmez bir şeyi
Saniyeler dakikalarla yapar alışverişi
Saatler seni alır benden korkarım olamaz gelişi
Hasret gözümün ışıklarını söndüren alçak misafir
Afi tap sönük bir mum ayrılık hain bir zehir
Melek yanımda yüzünü saklar felek yüzüme kaş çatar
Bir tek bu hüznü sen boğarsın ipek tenin derime batsın
Rüzgar saçını süpürse mest olur bakışlarım
Adınla uyanır kulaklarım, yüzünle açar göz kapaklarım
En güzel şiirlerimle kaleme adını sayıklatırım
Odamın hayaletisin sessizliğine aşığım
Derdime çare baytarım yok
Dengeme destek tut ki durayım
Şafak güneşin fermanıı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı
Ama melek bir yandan, şeytan bir yandan
Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem
Kafamı duvara yasladım omuzların yanımda yok
Ahbaplar maymun iştah sahibi benim içim senle tok
Yok ki gücüm belki devler ülkesinde bücürüm
Sessizliğinle gelir hüznüm yokluğunda gömülü ölüyüm
Bu devranın binlerce sevgi müşterisinden biriyim
Yalnızlığıma küfrederim sensiz halden müştekilim
İlelebet de dönmez olsan bil ki yalnız nöbetteyim
Hatalarıma savaş açtım her gün farklı kefendeyim
Hayat günlük defter yaprağı hazan gelir dökülür
Gelirken ne getirilir ki giderken ne götürülür
Dertle anlaş deva bul üzüntü kalbi sömürür
Yüzüne baktığım her an cennetten bahçe görülür
Gülüşle şen değil gönül bucaklarında harabeler
Bu hilekar tavırla geçer fena saatler
Seni içeren masallarım anlatılacak kadar kısa değiller
Aşk ilinde bir tarafta cüceler diğer yanda devler
Derdime çare baytarım yok
Dengeme destek tut ki durayım
Şafak güneşin fermanıı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı
Ama melek bir yandan, şeytan bir yandan
Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem
Sagopa Kajmer
LİSELİ'nin notu:Bu konu RAP'ta bundan daha güzel anlatılamazdı..